Aile Hukuku ve Boşanma Davaları

Aile Hukuku Nedir?

Aile hukuku, aile ilişkilerini düzenleyen ve Türk Medeni Kanunu'nda yer alan en temel hukuk dallarından biridir. Aile içi uyuşmazlıklar, yapısı gereği hem hukuki hem de psikolojik olarak hassas süreçlerdir. Bu nedenle, sürecin hukuki yıpranmaları en aza indirecek şekilde profesyonel bir avukat tarafından yönetilmesi büyük önem taşır.

Kapsamlı Hizmetlerimiz

Hukuk büromuz, aile hukuku alanında ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümünde müvekkillerine aşağıdaki konularda destek vermektedir:

  • Anlaşmalı ve Çekişmeli Boşanma: Sürecin hızlı ve müvekkil yararına sonuçlanması için dava takibi.
  • Nafaka ve Tazminat Talepleri: İştirak, yoksulluk, tedbir nafakası ile maddi/manevi tazminat süreçleri.
  • Velayet Davaları: Çocuğun üstün yararı gözetilerek velayet hakkının alınması veya değiştirilmesi.
  • Mal Rejiminin Tasfiyesi: Evlilik birliği içinde edinilen malların yasalara uygun paylaştırılması.

Aile Hukuku Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Müvekkillerimizden en çok aldığımız soruları ve güncel Yargıtay uygulamalarına dayanan yanıtlarını aşağıda bulabilirsiniz.

Anlaşmalı boşanma davası, tarafların nafaka, velayet ve mal paylaşımı gibi tüm sonuçlarda eksiksiz anlaştığı bir türdür. Mahkemenin iş yüküne bağlı olmakla birlikte, doğru hazırlanan bir protokolle dava genellikle tek celsede (ortalama 1 ila 2 ay içinde) sonuçlanır.
Velayet kararlarında tek ve en önemli kriter "çocuğun üstün yararı"dır. Pedagog raporları ışığında ebeveynlerin ekonomik, psikolojik ve sosyal durumları incelenir. Ancak anne bakımına muhtaç küçük yaştaki çocukların velayeti, çok istisnai durumlar hariç genellikle anneye bırakılır.
Tazminat talep edebilmek için, talep eden eşin boşanmaya yol açan olaylarda "kusursuz veya daha az kusurlu" olması gerekir. Karşı tarafın aldatma, şiddet veya hakaret gibi kusurlu davranışları nedeniyle maddi menfaatleri zedelenen eş maddi; kişilik hakları saldırıya uğrayan eş ise manevi tazminat isteyebilir.
Dava açma hakkı tek taraflıdır. Eşinizin izni veya haberi olmadan adliyeye başvurarak davanızı açabilirsiniz. Dava açıldıktan sonra dilekçeniz eşinize tebliğ edilecektir. Çekişmeli davalarda eşinizin "boşanmak istememesi", onun kusurlu olduğunu ispatladığınız takdirde boşanmaya engel değildir.
Mal rejiminin tasfiyesi davası, kural olarak boşanma davası ile aynı dilekçede talep edilebilir ancak mahkemeler bu iki talebi ayırır (tefrik eder). Mal paylaşımına hükmedilebilmesi için öncelikle boşanma kararının kesinleşmesi gerekir. Boşanma kesinleşmeden mal paylaşımı hesabı yapılamaz.
Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, düğünde takılan tüm ziynet eşyaları (kim tarafından takıldığına bakılmaksızın ve erkeğe takılanlar da dahil olmak üzere) kadına bağışlanmış sayılır ve kadının kişisel malıdır. Ancak özgüsel olarak erkeğe ait olan eşyalar (örneğin erkek saati) erkekte kalır.
Medeni Kanun'a göre zina (aldatma) veya hayata kast nedeniyle boşanma gerçekleşirse, mahkeme kusurlu eşin "artık değerdeki pay oranının" hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya tamamen kaldırılmasına karar verebilir. Yani aldatan eş, evlilik içinde alınan malların yarısını alma hakkını kaybedebilir.
Çalışmak veya asgari ücret seviyesinde bir gelire sahip olmak, yoksulluk nafakası almaya mutlak olarak engel değildir. Yargıtay, asgari ücretle çalışan kadının boşanma yüzünden "yoksulluğa düşüp düşmeyeceğine" tarafların sosyal ve ekonomik standartlarını kıyaslayarak karar vermektedir.
Çocuğun büyümesi, eğitim masraflarının artması veya nafaka ödeyenin gelirinin ciddi oranda yükselmesi durumunda "Nafaka Artırım Davası" açılabilir. Çocuğun 18 yaşını doldurmasıyla (eğer eğitimine devam etmiyorsa) iştirak nafakası kendiliğinden kesilir. Üniversite okuyorsa "yardım nafakası" olarak devam eder.
Dava açıldıktan sonra eşlerin aynı evde yaşaması hukuken yasak değildir. Ancak eşlerin aynı evde, aile yaşantısına devam ediyormuş gibi (karı-koca ilişkisi içinde) kalmaları, hukuken "eşini affetmiş" sayılmalarına sebep olabilir ve davayı düşürebilir. Ortak evde zorunlu nedenlerle ayrı odalarda yaşanması durumu ise mahkemede ispatlanmalıdır.
Velayet kendisinde olan ebeveyn kural olarak çocuğun yerleşim yerini belirleme hakkına sahiptir ve başka bir şehre taşınabilir. Ancak bu taşınma diğer ebeveynin çocukla görüşme (kişisel ilişki) hakkını ihlal edecekse, mahkemeden kişisel ilişki günlerinin yeniden düzenlenmesi talep edilmelidir. Yurt dışına çıkış için ise diğer eşin muvafakati (izni) veya mahkeme kararı gereklidir.
Türk hukuk sisteminde "resmi nikah" esastır. Sadece imam nikahı ile kurulan birlikteliklerin sona ermesi durumunda, taraflar yasal olarak eş sayılmadıkları için Medeni Kanun hükümlerine dayanarak yoksulluk nafakası, tazminat veya yasal mal rejimi payı talep edemezler. Ortak edinilen mallar varsa genel hükümlere (sebepsiz zenginleşme, adi ortaklık) göre dava açılabilir.